Antikçağda Halk Tarafından Sevilmeyen Ares’in Aradığı Ülke Türkiye Olabilir mi?

Tags

Yunan mitolojisinde savaş tanrısı Ares’in önemi büyük değildi. Çünkü Yunanlar hatta Olymposlu birçok tanrı ve tanrıça onu sevmezdi. Ares savaşları ve kavgayı kışkırtırdı. Kör bir cesarete sahipti, dereler gibi kan akmasını çok severdi. Kavgalara korkunç naralar atarak girer, muharebeyi sırf kendi keyfi ve zevki için isterdi. Continue reading

Ortaçağda Avrupa’nın Kıtlıkla İmtihanı.

Tags

Ortaçağı başladığı dönemden itibaren anlatan kaynaklar genelde karamsar bir tabloyla başlıyor. Umberto Eco gibi bir ortaçağ insanı bile erken ortaçağa ”karanlık bir dönem” demiş. Bu olumsuz tabloyu yaratan başlıca faktörler açlık ve meteoroloji. Ortaçağda yerellik önem kazandı, tüm Avrupa için bir genelleme yapmak doğal olarak hatalı. Yine de birçok tarihçinin kitaplarında değindiği bir takım genel konular var. Yazı erken ortaçağ ile başlıyor fakat daha sonra geç döneme dair veriler ile birleştirdim. Aynı başlık için bir de geç ortaçağ bölümü açmak istemedim. Continue reading

Yunan Dininin Hint-Avrupalı Kökleri Üzerine Tartışmalı Bilgiler

Tags

Hemen baştan belirteyim bu yazı ürkek bir güvercin edasıyla yazılmıştır. Yunan dininin kökleri, Helen öncesi dinler ve Hint-Avrupalı işgalleri tartışmalı bir konu. Çok ilgi duyduğum bir konu fakat okudukça kafam daha da karışıyor. Bir kaynağın kesin dille yazdığı bir bilgi, başka bir kaynakta daha tartışmaya açık bir halde yazılıyor. Kuşkusuz daha çok araştırmayı okumak gerekiyor. Soru işaretleri arttıkça dayanamayıp bugüne kadar karşıma çıkan, birbirleriyle çelişen ve genelde fikir birliğine varılan bölümleri bu yazıda toparlamak istedim. Continue reading

Parthenon: Uğruna Hazinenin Boşaltıldığı Tapınak. ”Tanrılar Atinalıların Yanında”

Tags

,

Snap 2015-08-01 at 20.37.31

Lewis Mumford, Tarih Boyunca Kent kitabında, hiçbir yerde bir kentin görüntüsü insanın zihninde Atina kadar derin bir iz bırakmaz der. İddialı ve tartışmaya açık bir yorum. Ama Parthenon’un görüntüsünün insan zihninde iz bıraktığı bir gerçek. Üstelik bizim gördüğümüz bir harabe. O dönemde Yunanların gördükleri şey, fiziksel olarak çok farklıydı.

Yunan tarihiyle ilgilenmeden önce Parthenon fotoğraflarına baktığımda aklıma gelen şeylerin sayısı kısıtlıydı. Şimdi ise bir film şeridi etkisi yaratıyor. Parthenon’un yüksekliği kaç metreydi, mermerlerin kalitesi nasıldı gibi bilgiler yerine, daha çok onla bağlantılı ve yapılmasına bir şekilde katkısı olmuş olayları yazmak istedim. Umarım farklı başlıklara rağmen yazıda bir bütünlüğü sağlayabilirim. Continue reading

Kışın (veya ölümün) Öldürülüşü Üzerine Kısa Bir Yazı

Tags

Avrupa törenlerinde, gündönümleri sırasında yakılan tekerleklerin yuvarlanması ve buna benzer adetler, güneş güçlerinin büyüsel bir biçimde yenilenmesi işlevine sahiptirler. Aslında özellikle Kuzey ülkelerinde, kış gündönümüne doğru günlerin kısalması, güneşin bir gün söneceği kaygısını getirmektedir. Bu nedenle bu alarm durumu dünyanın sonuyla ilgili görüşlerin doğmasına neden olmuştur: güneşin düşüşü ya da sönüşü dünyanın sonunun işaretlerinden biridir, yani kozmik döngünün sonunu işaret eder.

Alıntı Mircea Eliade’nin Dinler Tarihine Giriş kitabından. Yıllardır hep bahar zamanı Avrupa’da bu kuklanın ölüme götürülüşünün fotoğraflarını görürdüm. Tek cümlelik bilgiler olurdu altında. Çok uzun bir anlatımı olmasa da hakkında biraz daha şey öğrendim.

Twitter’da hep yazarım, bu tip geleneklerin hâlâ yaşadıklarını öğrenmek benim için hep ilgi çekici bir konu olmuştur. Bir zaman makinesi gibi geriye götürüyor. Kutlayanların çoğu belki bu yaşayan fosillerin, yani adetlerin nereden geldiğini bilmiyor. Ama antropolog ve tarihçiler sayesinde bazı şeyleri öğreniyoruz. Continue reading

Erken Ortaçağda Hristiyanlık ve Birbirine Karışan Mitolojiler

Tags

Bugün Avrupa denilince aklımıza gelen haritanın oluşmasında hristiyanlık tutkal görevi gördü. Hristiyanlığın yardımıyla, Latin kültürü, imparatorluğu yavaş yavaş istila eden halkların kültürleriyle birleşti. 11. yüzyılda, hristiyanlık ile Avrupa fiilen eşanlamlı hale gelmişti.

Ortaçağda bir din devrimi yaşandı. Hristiyanlık bir zamanlar Roma sınırı dışında kalan ve pek iyi bilinmeyen ”barbarların” bölgelerine de girdi ve Avrupa’da bir bütünlüğü sağladı. Bu kuşkusuz kolay olmadı. Kırsal kesimde binlerce yıllık pagan adetleri vardı. Kilise bunlarla mücadele etti. Bazılarını hiçbir zaman yok edemedi, en fazla hristiyan düşünceye uygun olarak yeniden dizayn etti ve kendi bünyesine kattı. Continue reading