Tags

,

Snap 2015-08-01 at 20.37.31

Lewis Mumford, Tarih Boyunca Kent kitabında, hiçbir yerde bir kentin görüntüsü insanın zihninde Atina kadar derin bir iz bırakmaz der. İddialı ve tartışmaya açık bir yorum. Ama Parthenon’un görüntüsünün insan zihninde iz bıraktığı bir gerçek. Üstelik bizim gördüğümüz bir harabe. O dönemde Yunanların gördükleri şey, fiziksel olarak çok farklıydı.

Yunan tarihiyle ilgilenmeden önce Parthenon fotoğraflarına baktığımda aklıma gelen şeylerin sayısı kısıtlıydı. Şimdi ise bir film şeridi etkisi yaratıyor. Parthenon’un yüksekliği kaç metreydi, mermerlerin kalitesi nasıldı gibi bilgiler yerine, daha çok onla bağlantılı ve yapılmasına bir şekilde katkısı olmuş olayları yazmak istedim. Umarım farklı başlıklara rağmen yazıda bir bütünlüğü sağlayabilirim.

AKROPOLİS, ATİNALILAR VE ATHENA

Akropolis Atina’nın hem kalesi hem de kutsal alanıydı. Daha MÖ 13. yüzyılda çok güçlü bir surla çevriliydi. Arkaik döneme ait tek tük kalıntılar Akropolis’te MÖ 7. yüzyılın sonunda önemli yapılar bulunduğunu gösteriyor. MÖ 6. yüzyılda Akropolis bir kale olmaktan çıktı. Eski dönemlere ait tüm surlar, binalar heykeller MÖ 480-479 arasındaki Pers istilası sırasında tahrip edildi.

Klasik dönemde Atinalılar, ”autokhthon”, yani o toprağın yerlisi olmakla övünürlermiş. Gerçekten de arkeolojik kanıtlar MÖ 12. yüzyıldaki Dor istilası felaketinden tek kurtulan şehrin Atina olduğunu gösteriyormuş ve onların Mykenai dünyasıyla bağlantıları olduğu kanısını destekliyormuş. Atina’nın koruyucu tanrıçası Athena mı Atina’ya ismini verdi, yoksa Atina mı Athena’ya ismini verdi tartışmasını atlarsak, Knossos’ta bulunan Çizgisel B tabletlerinden birinde adının geçmesi, Yunan öncesi bir tanrıça olabileceği ihtimalini de akıllara getirmiş. Athena her şeyden önce bir savaş tanrıçasıdır. Haşin güzellikte bir tanrıça olarak genellikle zırhı, miğferi, kalkanı birlikte betimlenir. Ama bunun yanı sıra el sanatlarının ve nihayet bilgeliğin simgesidir. Mitolojide Athena ile Poseidon şehrin ismi üzerine tartışırken, Athena kendi isminin verilmesinde ısrar eder. Athena bu şehri kuranlara, akıl ve zekayı kendisinin verdiğini, bu yüzden bu şehre kendi adının konmasının daha daha doğru olacağını iddia eder. Atinalıların belki de bu kadar görkemli bir tapınak yapmaları, Athena’ya bir teşekkür etmek içindir.

PERS SAVAŞLARI, ATTİKA-DELOS DENİZ BİRLİĞİ ve ATİNA İMPARATORLUĞU’NUN DOĞUŞU

MÖ 480-479 Pers istilası sırasında Akropolis yakılıp yıkıldı. Perslerin geri püskürtülmesi Atina’ya müthiş bir prestij kazandırdı. Savaş bittiğinde Atina harap bir haldeydi, ama donanması sağlamdı. Zafer Atina’nın saygınlığını artırdı. İonia kentlerinin önderi konumuna geldi. İşte bu dönemde Pers tehlikesine karşı MÖ 487’de Attika-Delos Deniz Birliği kuruldu. Atina, İonia kıyı kentleri, Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi kıyı kentleri, Ege Denizi’ndeki adaların büyük çoğunluğu birliğe üyeydiler. Müttefiklerin isteği üzerine Atina birliğin başına geçti. Birliğin toplantıları kutsal sayılan Delos adasında yapılıyordu, birliğin hazinesi yine orada saklanmaktaydı.

Birliğin bir temsili meclisi vardı ama uygulamada Atina’nın dediği oluyordu. Birlik üyeleri başta filoya gemi kazandırmakla yükümlüydü. Zamanla birliğin birçok üyesi gemi inşa etmek yerine nakit ödeme yapmayı tercih etti. Çünkü savaş gemisi inşa etmek bazı şehirlerin boyunu aşıyordu. Müttefiklerin çoğunun bir savaş gemisi olmadığından, alınan kararlarda Atina’ya itiraz edememeye başladılar. Birliğe verilen paralar zamanla Atina’nın gözetiminde bir haraç vermeye dönüştü. Üstelik artık Pers tehdidi kalmamıştı. Ama Atina birliğin dağılmasına izin vermedi. Birliğin niteliği değişmişti artık: Atina Deniz İmparatorluğu’na dönüştü. Birlikten çıkmak isteyen şehirleri Atina işgal ediyor, bazen yakıp yıkıyordu. Bir bahaneyle Delos’taki birliğin hazinesi de Atina’ya taşındı. Hazine Atina’da çeşitli yapıların inşasına harcandı. İşte bunlardan birisi de Parthenon’du.

PARTHENON

Snap 2015-08-01 at 20.44.21

Yanmış Akropolis’te yeniden yapılan ilk yapı. İnşasına MÖ 447’de başlanan tapınak, MÖ 438’de Athena’nın kült heykeli yerleştirilerek tanrıçaya adandı. Parthenon Atinalı devlet adamı Perikles’in yönetimi altında yapıldı. Mimarları İktinos ile Kallikrates’ti. Thomas R. Martin Eski Yunan kitabında rahatlıkla 1 milyon dolardan daha fazlaya mal olduğunu yazmış. Hesaplama doğru mu, nasıl yaptı bilmiyorum. Günümüze ulaşan bölük pörçük yazıt parçaları Parthenon ve Athena heykeli için yapılan harcamalar konusunda bilgi vermekte. Göründüğü kadarıyla Atinalılar Attika-Delos Deniz Birliği’nin bütün birikmiş yedek akçesini inşaat için kullanmışlar.

gr0015b

Parthenon diğer Yunan tapınaklarına pek benzemiyordu. Uzunluğu 70 metre, genişliği 30 metre kadardı. Bu ölçüler içeriye devasa bir Athena heykeli yerleştirme isteğinin ürünüydü. Parthenon’un içinde 2 oda vardı. Arkada bir hazine dairesi, önde Athena heykelinin bulunduğu oda. Athena Parthenos 12 metre yüksekliğindeydi ve yüksekliğin verdiği etki heykelin hemen altındaki yansıtıcı havuz sayesinde daha da artıyordu. Athena’nın vücudu bronzdan yapılmıştı ama üzerinde altın ve fildişinden 10 metre uzunluğunda bir elbise vardı. Havuz fildişini nemli tuttuğu gibi Athena’nın imgesini yeryüzünün derinliklerine yansıtıyormuş gibi görünüyordu.

TANRILAR ve ÖLÜMLÜLER YAN YANA

Snap 2015-07-29 at 04.54.52

Kuşkusuz Parthenon’daki en ilginç şeylerden biri Panathenaia tören alayının gösterildiği doğu frizi. En solda ayakta tanrıların habercisi İris var. Oturanlar Hera ve Zeus. Ondan sonra 3 çocuk ve 2 yetişkinin olduğu bir Panathenaia alayındaki insanlar var. En sağda oturanlar ise Athena ve Hephaistos. Bundan önce tapınaklarda yalnızca tanrılar ve yarı-tanrı kahramanlar gösteriliyordu. Diğer kent-devletleri hiçbir zaman bir tapınağı yurttaşlarının temsilleriyle donatarak tapınakların geleneksel işlevinin ötesine geçmemiş. Parthenon frizindeki tanrılar, tören yürüyüşündeki insanlardan ayrı gösterilmelerine ve muhtemelen onlar için görünmez olmalarına rağmen friz, Atina yurttaşlarını tanrılar topluluğu arasında gösteriyordu. Bu durumu bazı tarihçiler ”tanrıların Atinalıların tarafını tuttuğuna dair güveni dile getirmekte” olduğunu yazmış. Atinalıların o sırada tanrıların kendi tarafını tuttuğuna inanması için aslında yeterli neden varmış gibi görünüyor. Pers Savaşları’nın ardından gelen müthiş özgüvene, zenginlik de eklenince insanın arkasında tanrıların desteğini hissetmemesi imkansız görünüyor. Sadece para ve savaş dersek hakkını yemiş oluruz. Perikles döneminde Atina, Grek dünyasının kültür merkezi ve tüm alanlarda entelektüel ve sanatçıların ziyaret ettiği bir merkez haline gelmiş.

Panathenaia

Yukardaki bölümde frizde betimlenen sahnenin Panathenaia alayı olduğunu yazmıştım. Son olarak Panathenaia’dan bahsedeyim. Çok eski bir Atina şenliği. Kentin koruyucu tanrıçası Athena’nın doğumunu kutlamak amacıyla yapılan şenlik. Şenlikte oyunlar, atlı koşular, müzik yarışmaları yer alırdı. Şenlik son gün düzenlenen görkemli tören alayıyla doruğa ulaşırdı. Parthenon yapılmadan önce Akropolis’e giden tören alayı Athena’nın yeni urbasını (peplos) tanrıçanın heykeline götürürdü. Bu peplos Atinalı iyi aile kızlarının dokuduğu üzeri nakışlı bir giysiydi. Bazen nakışlarda yaşayan kişilere de yer verilirdi, bir kız için peplos’a değer bulunmak büyük bir onurmuş. Tören alayında kız çocukları içinde kurban sunusu aletleri olan sepetler taşırlardı. Kızları testi taşıyan erkek çocukları, ellerinde zeytin dallarıyla yaşlı adamlar, arabalar, son olarak da at binen delikanlılar alayı izlerdi. Şenlik bir hekatombe (yüz öküzlük kurban) ile son bulur, kurban etleri halka dağıtılırdı. 5. yüzyılda şenlik siyasi bir nitelik de kazanmış. Şenlik aynı zamanda Attika-Delos Deniz Birliğini de yüceltmek amacıyla düzenlenmiş. Müttefiklerin kurbanlara katılımı kararnamelerle belirlenmiş.

Twitter: https://twitter.com/_Slow_Loris_

KAYNAKÇA

Eski Yunan – Thomas R. Martin

Oxford Antikçağ Sözlüğü – M. C. Howatson

Ten ve Taş – Richard Sennett

Mimarlığın Öyküsü – Leland M. Roth

Tarih Boyunca Kent – Lewis Mumford

Klasik Yunan Mitolojisi – Şefik Can

Advertisements